Bach, Haydn ve Bilinmeyen Hikayeleri

Gelmiş geçmiş en büyük müzisyenlerden sadece ikisi Bach ve Haydn. Ustalıklarından öte onlar da zamanın gerisinde çocuklardı. Bu dönemlerinde ki düşünceleri, farkındalıkları, ailelerin yaklaşımına dair bilinmeyen ve farklı hikayelerine ulaşabileceğimiz kaynaklarından edindiğim bilgileri sizin için derledim.

Biri, melodilerin kuşaktan kuşağa aktarıldığı müzisyen bir ailede dünyaya gelmişken diğeri ise farklı meslek gruplarında olan ve müzikle bağları olmayan bir ailede dünyaya gelmişti. Zıt iki ailede dünyaya gelen bu çocuklar farklı hikayeleriyle günümüzün en büyük müzisyenlerinden oldular. Gelin az bilinen hikayelerindeki ayrıntılara birlikte göz atalım.


JOSEPH HAYDN ( 31 Mart 1732 - 31 Mayıs 1809 )


Haydn birçok bestecinin aksine müzisyen bir ailede doğmamıştı. Müziğe olan tutkusu kendi çabalarıyla şekillenmişti. Joseph’in müziğe olan yeteneği küçük yaşlarda fark edilmişti fakat ailesinin maddi durumu nedeniyle müzik eğitimi alamayacağını bilmesi onu derinden üzmüş ve etkilemiştir.

  • Altı yaşına geldiğinde yeteneği sayesinde Fankh ailesinden müzik eğitimi alabilmek için şans yakalamıştı. Şansını değerlendirmek üzere ailesinin yanından ayrılarak Fankh ailesinin yanına yerleşti. Yıllar içinde büyüyen Haydn’ın çocukluğu ve gençliği zorluklar ile geçmiştir. Fankh’lar müzik eğitimi vermelerine rağmen, kıyafetleri ve görünüşü nedeniyle Haydn’ı aşağılamaktan geri kalmamış ve genellikle aç bırakmışlardır.

  • Haydn’ın Mozart ile yakın bağları bulunmaktaydı. Haydn, müzikolog dostu Charles Burney’e Mozart hakkındaki düşüncelerini şöyle aktarmıştır: “ Arkadaşlarım zekama övgülerde bulunarak beni şımartıyorlar fakat Mozart benden çok daha üstün.”


Haydn’ın eserlerinin çoğunun hikâyesi vardır. Örneğin ; 45 numaralı senfonisi, Veda Senfonisi olarak bilinir. Eserin dördüncü bölümünde 2 ya da 3 müzisyen kendi bölümlerini bitirir ve müzik halâ devam ederken sahneyi terk eder; Sahnede şef ve tek bir kemancı kalana kadar sürer. Bu senfonide Haydn ve müzisyen arkadaşlarının kış mevsiminde şehirdeki ailelerinin yanına dönmek istediklerini Prens Esterházy’e anlatmak istedikleri hikâye edilir. Prens mesajı almış ve onlara izin vermiştir. JOHANN SEBASTIAN BACH ( 31? Mart 1685 – 28 Temmuz 1750 )


İlk olarak Bach’a dair tartışma konusu olan en önemli bilgilerden biri doğum tarihidir. Pek çok kaynak Bach’ın 21 Mart 1685’te doğduğunu söylese de Bach uzmanı Christopher Wolff, Bach’ın 31 Mart’ta doğduğunu söylüyor. Bu konuya dair tartışmalar hala devam etmektedir fakat birçok resmî kaynakta 31 Mart olarak yazılmaktadır.

  • Bach maalesef anne ve babasını dokuz yaşındayken kaybetmiştir. Onu org çalan abisi Johann Christoph Bach büyütmüştür.

  • Bach’ın ailesinin en büyük mirası kuşakların birer müzisyen olarak yetiştirilmesi ve bu şekilde devam etmeleriydi. Ailesinin veya dedelerinin hiçbirinden bahsedilirken sadece soyadıyla anılmıyor. Bunun nedeni sadece kuşaklarından Bach’ın en büyük müzisyenlerden biri olmasıdır.

  • Bach bestelerini yaptığı rutin yaşamı için vazgeçilmezi kahvesiydi. Hatta kahveyi o kadar çok seviyordu ki kahve içmek Bach’a ilham verirdi. 1735 yılında sahnelenen “Schweigt stille, plaudert nicht” adlı eserinin sözleri şöyledir;

Ah! Ne kadar tatlı kahve tadı


Bin öpücükten daha lezzetli


Muscatel şarabından daha yumuşak


Kahve, kahve içmeliyim


Ve eğer biri beni şımartmak istiyorsa


Ah, o zaman bana bir hediye olarak kahve getir!


  • Bach’ın birçok bestesi günümüzde hala kayıp olarak bilinir. Yaşadığı dönemde 1000’den fazla beste yapmasına rağmen, Johann Sebastian Bach'ın eserlerinden yalnızca 12’si günümüze ulaşmıştır.

  • NASA tarafından uzaya yollanan altın plaktaki parçalar arasında, Johann Sebastian Bach’ın en ünlü bestesi olan Brandenburg Konçertosu da vardı. Eser, 1970’lerde Voyager uzay gemisiyle uzayın derinliklerine gönderildi.

Bach ve Haydn’ın zorlu mücadeleriyle dolu hayat hikâyeleri vardır. Yaşadıkları dönemin düşüncelerinden dolayı maalesef biçilen değerleri bugün ki kadar değildi. Farklı ve pek bilinmeyen bu bilgilerin en önemli noktalarından biri, pes etmemeleri ve çalışmaya devam etmeleri onların belki de en büyük ilham kaynakları olmuştur.


“ Sıkı çalıştım. Yaptığım kadar sıkı çalışan herkes aynı sonuçlara ulaşabilir.”

Johann Sebastian Bach


“ Ben hızlı bir yazar olmadım, fakat özenle ve çabayla besteledim.”

Joseph Haydn