Yetişkinin Gözünden Çocuk

Biz yetişkinler hangi yaş aralığında olursak olalım her şeyi kabullenip ona göre bir yol çizeriz.Basit olan durumları zorlaştırabilir , zor olan durumları daha da çıkılmaz hale getirebiliriz..Oysa ki çocuklar her şeyi basit düşünüp ona göre hareket ederler ..Yetişkinler çocukların dünyasını tam olarak anlamlandıramadıkları için onları bir yetişkin gibi görürler ve bu durum " Olay karmaşası " adını verdiğimiz durumun yaşanmasına neden olur .Oluşan olaylar karşısında da çocuklarla aramızda bir iletişim bozukluğu oluşur. Bu durumda zamanla "Çocuğum beni dinlemiyor,beni üzüyor "gibi yakınmalara neden olur. Bu gibi durumlarda önce sakin olup çocuğu çocuk olarak değerlendirip ona göre bir yol çizmek gerekir. Olay karmaşası adını verdiğimiz bu olay yaşanırken de yetişkinler çocukları yetişkin gibi düşündükleri için yaşlarından zor sorumlulukları yüklerler.Örneğin üç yaşındaki bir çocuk odasındaki çok basit işleri düzenleyebilir. Oyuncaklarını toplayabilir ama dolabındaki eşyaları katlayamaz. Çocuklarla olan tüm diyaloglarımızda ve yaşantımızda her zaman karşımızda her şeyi anlayabilecek kişiler olduğunu unutmamalıyız .Onları hiçbir konuda kandıramayız.

Robert Fulghum'ın da dediği gibi "Çocuklarınızın sizi dinlememesinden korkmayın! Oysa, sizi ve davranışlarınızı HER ZAMAN izlediklerinden endişelenmelisiniz. "

Onlar çok zeki oldukları için her şeyi anlarlar ve tüm şeffaflığıyla gösterirler.Karşımızdakilerin çocuk olduğunu bilmeliyiz evet ama onları bir yetişkin olarak da görüp her şeyin farkında olduğunu da unutmamalıyız.Çocukların zeki kişiler olduklarını ve bizleri çok iyi gözlemlediklerini biliyoruz ama onları çocukluk özelliklerinden de koparmamalıyız. Örneğin ödevini yapmayan 5 yaş çocuğunu düşünelim .Öğretmen ödev verdiğinde onu evde yapmak ,bitirmeye çalışmak ve doğru yapmaya çalışmak 5 yaşındaki çocuğun bir sorumluluğudur .Ödev yapmaya , bitirmeye ve doğru yapmaya yönlendirmek ailenin sorumluluğudur ..Ödevini yapmıyor bitirmiyor gibi yakınmalarda bulunan aileler için önemli olanın aslında ödevini bitirip bitirmemesi ya da doğru yapıp yapmaması değil çocuğun verilen sorumluluğunu yerine getirip getirmediğini ölçmek olmalıdır.


Sonuç olarak yaşanılan her durumda ne olursa olsun karşımızdakilerin bir çocuk olduğunu bilmeliyiz ama onların tıpkı bir yetişkin gibi her şeyi iyi anladıklarını ve bunu en iyi şekilde yansıttıklarını da unutmamalıyız.