Bilinçli Kaygı

Güncelleme tarihi: 4 Eyl

Kaygı; öğrenilen, aktarılan çoğu zaman da kullanılan bir duygudur. Kullanılan derken şunu

kastediyorum; hani çocukların bitmek bilmeyen, devamlı farklı bir biçimde ortaya çıkan

korkuları olur ya birini hallettik derken bir bakarsınız başka bir korkuyla mücadele

ediyorsunuz. Kullanılan kaygı tam olarak böyle bir şeydir. Kişi, bilinçli olarak korkular

üreterek ikincil bir kazanç sağlar.

Çoğu zaman korku problemiyle başvuran danışanlarımda karşılaştığım durum aslında

bilinçli bir korkudur. Ayrılık kaygısı ve kardeş kıskançlığı kendisini çeşitli korkularla gösterir.

Yeni bir kardeşi olacağının haberini alan çocuk artık sevilmeyeceğini ve yeteri kadar ilgi

görmeyeceğini düşünmeye başlar. Tüm çocuklar anne babası tüm zamanını ve ilgisini

kendisine harcamasını ister ve paylaşmak istemez. Doğumla birlikte çocuğun hayatında en

değerli kişi olan annenin sürekli yeni doğan bebekle ilgilenmesi, lohusalık sürecinin etkileri,

yorgunluğu ve annenin özel hayatına zaman ayırmasını büyük çocuk yeni doğan bebeğin

suçu olarak görür ve kardeş kıskançlığı başlar. Tüm bu düşünceler çocukta endişeye yol

açar ve bir tehdit oluşturur. Çocuk bir şeyler yapmazsa anne-babasını kaybedebileceğini

düşünür ve bazen bebeğe zarar vermekle bazen de korkularla kendini gösterir. Endişe

duygusunun neden olduğu bedensel semptomlar sonucu anne babasının ilgisini tekrar

kazandığını gören çocuk bunu genelleyerek bir zafer kazanmaya çalışır.

Bu tarz aktif ve pasif saldırgan davlanışlar çocuğun hakkı olarak gördüğü tüm ilgi ve

sevgiye ulaşma çabasıdır. Ancak bu tarz bir düşünce kalıbı çocuğun sürekli huzursuz ve

rekabet içinde hissetmesine neden olacaktır. Duygu ve düşüncelerini ifade etmekte

zorluklar yaşayacağından çareyi anneye bağımlı bir şekilde yaşayarak bulur ve böylece

hem ilginin tamamına hem de konfor alanına ulaşabilir. Özellikle okul çağına geldiğinde

kendisi okuldayken annesi kardeşiyle baş başa kalacak düşüncesiyle “okul fobisi” de

geliştirerek yine tüm çabaları üzerine çekecektir.

Böyle bir durumda anne babalar aslında gebelik sürecinde çocuğuna bir kardeşin

olacağını ve bunun onun hayatını nasıl etkileyeceğini çok açık bir şekilde anlatması

gerekir. Kardeşi olduktan sonra aşırı sevgi gösterilerinden kaçınılmalıdır. Yeni doğan

bebeğe ayrılan ilgi gibi çocuğun da ilgi ihtiyacı karşılanmalıdır. Kardeşinin bakımıyla ilgili

sürece dahil edilmeli ancak büyük sorumluluklar kesinlikle verilmemelidir. Bu sorumluluklar

çocukta daha fazla öfkeye neden olur.

Korkularıyla kardeşe gösterilmesi gereken ilgiyi de üstüne toplamış ve ayrılık kaygısı

yaşayan bir çocukla ise kaliteli zaman geçirerek sevginizi her koşulda sunabileceğinizi ve

paylaşıldığında bitmeyeceğini anlatmak onu rahatlatabilir. Bu sürede iki çocuğunuzla da

ayrı ayrı ve birlikte zaman geçirmeyi unutmayın. Eğer kaygılar ciddi bir boyuta ulaşmış ve

günlük hayatta sorunlar yaşamanıza neden olduysa bir uzman desteğine başvurabilirsiniz.


PSİKOLOJİK DANIŞMAN İREM ÖZER