Özel Gereksinimli Çocuk ve Öğretmen İlişkisi

Güncelleme tarihi: 4 Eyl



Eğitim bilindiği üzere herkesin hakkıdır ve bu hak evrensel ölçekte kabul görmektedir. Öğretmenlik hayatımız boyunca karşımıza çeşit çeşit öğrenci çıkacağı aşikâr. Mesleğimizi icra ederken bu öğrencilerle nasıl iletişim kuracağımız, farklı öğrencilere nasıl davranacağımız ve sınıf içi etkileşimimizi bizlerin bilgi ve donanımı belirleyecektir. Üniversite zamanında aldığımız bu bilgiler ve edineceğimiz tecrübeler meslek hayatımızda bizlerin en etkili yol göstericisi olacaktır. Meslek hayatımızda farklı öğrencilerle karşılaşabileceğimiz gibi sınıfımızda Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu olan öğrenciler de olacaktır. Hiperaktivite çocuklarda plansızlık ve aşırı hareketlilik şeklinde açığa çıkan dürtüsel bir bozukluktur. Çocukların bu hareketleri şımarıklık değil, dürtülerin kontrol edilememesinden dolayı yaşanan güçlükten gelmektedir. Sınıflarda bu tür bir öğrencimizin olması öğretmenin dikkatini sınıfa daha yoğun bir şekilde odaklamasına neden olacaktır. Çünkü öğretmen sınıfındaki bu tür öğrencilerin davranışını en iyi bilen gözlemleyen kişidir.

Öncelikli olarak sınıflarımızda böyle bir öğrencinin olduğunu fark ettiğimiz zaman bu duruma nelerin neden olduğunu araştırmak, çözümlerini araştırmaya başlamak ve gerekli birimlerden destek almak ilk yapacağımız hareketlerdendir. Bir çocuğu kazanmak ya da kaybetmek çok hassas bir konu özellikle dezavantajlı çocuklara yaklaşmak daha dikkat gerektiren bir durum, bu yüzden uzman birinden destek almak oldukça önemlidir. Daha sonra öğrencinin ailesi ile iş birliği yaparak öğrenciyi tanımak, öğrencinin nelere sevinip nelere üzüldüğünü veya sinirlendiği zaman ne gibi tepkiler verdiğini bilmek sınıf içinde öğrenci ile iletişimimizi kolaylaştıracaktır. Öğrencinin biz öğretmenlerle sağlıklı bir iletişim kurması için bizlere güven duyması şart bu güven öğrenci ile öğretmen arasındaki bağı artıracağı gibi, karşılıklı iletişim kurmayı da kolay hale getirecektir. Çünkü bu tür dezavantajlı öğrencilerle eğitim sürecinin nasıl olması gerektiğini aslında öğrenci kendisi belirler, öğretmene ipuçları verir. Öğrenciye sınıftaki diğer öğrencilerden farklı olduğu hissettirilmemeli ve onun dışlanmasına izin verilmemelidir. Kapsayıcılık esasına dayanarak katılımcı, eşit eğitim imkânı sunmaya çalışılmalı. Hiperaktivite bozukluğu olan öğrenciler de dikkat eksikliğinin olduğu da bilinmektedir. Bu yüzden öğrencinin ilgisini derse yönelmesi ve en yüksek verimi alabilmesi için derste sık sık görsel ve işitsel materyaller kullanılmalı, öğrenme sürecinde ne kadar çok duyu organı devreye girerse o derece yararlı olur.

Öğrencinin dikkati kolay dağılabileceği için dikkatini dağıtacak kapı ve pencere yanına oturtmak yerine ön sıraya oturtmayı tercih etmeliyiz. Böylece dikkatinin dağılma ihtimali azalacaktır ve kontrolümüzde olacaktır. Ancak uzun süre sırada oturmak onun huzursuz edeceği için tahta silme görevi, sınıf defteri getirme görevi gibi görevlerle sıkılmasına engel olabilirim. Sınıf içi etkinliklerde öğrencinin aktif olmasını sağlayarak ders süresi boyunca dikkatini odaklaması sağlanabilir. Mesela; Tarih dersinde kendisine önemli bir karakterin rolünü verip drama çalışması veya Türkçe dersinde okuma parçası verilerek etkin katılım göstermesine teşvik edilebilir. Çünkü bu tür çocuklar eğlenceli ve dikkatlerini çeken aktivitelere daha çabuk yoğunlaşabilirler. Grup ödevlerinde öğrenciyi takım lideri yaparak enerjisini oraya aktarmasını sağlanabilir. Ders saati süresince kısa süreli aralar vererek enerjilerini atmaları için fiziksel aktiviteler yapmaları için fırsat verilmeli bu durum tüm öğrencilerin derste sıkılmalarını da engelleyecektir. Öğrenciye kısa süreli hedefler vermek daha sağlıklı olacaktır. Bu yüzden ileriye dönük hedefler yerine hemen gerçekleştirebileceği hedefler başarı duygusunu artıracaktır. Başarılarını takdir etmek ise onun motivasyonunu olumlu etkileyip, derse heveslendirecektir. Ders esnasında öğrenci davranışını kontrol etmek için ismini söyleyerek sürekli uyarmak hem dersin akışını bozacaktır hem de öğrenci mahcup olacağı için öğrenci ile aramızda bir anlaşma stili belirlemeliyiz(omuza dokunmak vb.).

Hiperaktivite ve dikkat eksikliği olan öğrencileri sınıf ortamından dışlamak yerine bu tarz davranışlar ve uygulamalarla eğitim hayatına adapte olması sağlanabilir. Okul-öğrenci-veli iş birliği ile okulun imkânlarından yararlanarak öğrencinin diğer öğrencilerle eşit seviyede eğitim alması sağlanmalıdır. Bir kişinin hayatına dokunmak onu topluma kazandırmak öğretmenin elindedir. Bu yüzden iyi bir öğretmen öğrenci için hayatının şansıdır.