Çocuğunuz depremde ne yapacağını biliyor mu?

Güncelleme tarihi: 4 Eyl

“Hayır, bilmiyor çünkü büyükler bile tam olarak ne yapacağını bilmiyor” Gerçekçi bir soru ve ne yazık ki “acı” yanıtı...


5 Şubat Afet Günü, pek az kişi bu farkındalık gününü bilir, okullarda da çok nadiren bahsi geçer. Oysa çok önemli bir konudur afetler. Ne olduklarını ve neler yapmamız gerektiğini bilmemiz gerekir, özellikle de ülkemizde sıklıkla yaşanan depremler konusunda bu bilgileri çok değerlidir.

Türkiye’nin, özellikle de İstanbul gibi nüfus yoğunluğunun zirveye ulaştığı pek çok yerleşim fay hatlarının üzerinde, yanında ya da yakınında. Bunu herkes biliyor. Fay hatlarındaki gerilim arttıkça sonuçlarının ne kadar yıkıcı olduğunu, insanları yerinden sıçratan daha az şiddetli depremlerin tehlikeyi azalttığını da bilmeyenimiz yok. Deprem olduğu akşam ekranları dolduran deprem uzmanları farkında mısınız ne çok.

Herkes düdüklü çanta, bisküvili torba, bir kaç pet şişe su ile depreme hazır olduğunu sanıyor. Aynı insanlar deprem olduğunda da cep telefonlarının hizmet dışı kalmasından trafiğin tıkanmasına, toplanılacak açık alanların yokluğundan sığınılacak yer bulunamamasına kadar her şeye şaşıyor, her şeyi eleştiriyor.

Şaşmamak lazım, deprem “öcü” gibi görüldükçe, kaçacak delik aramaktan daha doğal ne olabilir. Büyüklerin çoğu doğanın onlarca olayından birinin deprem olduğunu kavrayamamışken, deprem anında ne yapacağını bilmezken çocukların ne yapacağını düşünen var mı? Ekranları işgal edenlerin ağzından çocuklar ile ilgili çıkan bir laf duydunuz mu? Veyahut kamu yöneticileri çocuklar için herhangi bir açıklama yaptı mı? Okullar bir biri ardına “eğitime uygun değildir” gerekçesi ile kapanırken öğretmenlere bu konuda bir eğitim verildi mi?

“Evet” diyenler çok ama çookkk şanslı...

Keşke “evet” diyenler “hayır” diyenlerden çok olsaydı. Çevrenizi bir yoklayın, “evet” diyen kaç kişi var ya da var mı? Büyük olasılıkla yok, varsa da pek az... Eğer siz “evet” diyenlerden biriyseniz, çok ama çookkk şanslısınız. Çocuğunuz da elbette.

“Hayır” diyenlerdenseniz, bundan sonrasını daha dikkatli okumanızı öneriyoruz...

Deprem, her şeyden önce bir doğa olayı! Çocuklara önce deprem sarsıntısının tıpkı yağmur ya da kar yağması gibi, rüzgarın esmesi gibi, güneşin parlaması gibi bir doğa olayı olduğunu anlatın. Denizlerdeki dalgaları örnek verin, en sakin denizlerde bile kopan fırtınaların ve yükselen dalgaların da doğanın birer olayı olduğunu söyleyin. Yağan yağmurda ıslanmamak için nasıl kapalı yerlere giriyorsak, esen rüzgardan veya fırtınadan nasıl korkmuyorsak, şimşek çakıp gök gürlediğinde yanımızdakine sarılıyorsak, etrafımızı bembeyaz yapan kardan daha kalın giyinerek nasıl korunuyorsak, parlayan güneşten korunmak için nasıl gölge arıyorsak depremi de güvenli bir yere sığınarak ve en basit önlemleri alarak atlatabiliriz.

Havasız olmaz...

İnsanın hayatta kalabilmek için havaya, suya ve yiyeceğe ihtiyacı var. Barınma gereksinimi bunlardan sonra geliyor.

Açlığa haftalarca dayanabilen insan, susuzluğa ise 5-6 gün bile dayanamıyor. Vücut kilo ve sıvı kaybettikçe önce organlarda kalıcı hasarlar baş gösteriyor, sonra da adım adım ölüme yaklaşıyor. Aynı insan en çok bir dakika havasız kalabiliyor. Ciğerlerindeki havayı, daha doğrusu oksijeni tükettiğinde hayat da bitmiş oluyor.

Çocuklar havasızlıktan çok daha kısa sürede etkileniyor! Nefes alamamaları ağlamalarına, ağlamaları da havayı daha fazla tüketmelerine yol açabiliyor. Sarsıntı sırası ve sonrası etrafı kaplayan toz, küçüklerin ağız ve burunlarını tıkadığında en istenmeyen an yaklaşıyor. Nefes almak için çabalarken daha çok açtıkları ağız ve burunları daha fazla tozla doluyor...

Çocuğunuza üzerindeki t-shirt, pijama veya atleti burnuna kadar çekmesini öğretin. Okul öncesi yaş gruplarındaki küçüklerin bile kolaylıkla yapabileceği bu önlem, tozun ağız ve burunlarına dolmasını engelleyecektir.

Gözleri bağlı ebe olmak...

Sarsıntı ve yıkım anındaki tozlar çocukların gözleri için de tehdit oluşturur. Etrafı kaplayan toz yüzünden etrafı görememe, büyük olasılıkla kesilen elektrik yüzünden özellikle geceyse kapkaranlık bir çevre sadece çocuklar için değil büyükler için de korkutucudur.

Çocuğunuza ağzını ve burnunu kapatmak için kullandığı t-shirt veya giysisini gözlerini korumak için daha da yukarı çekebileceğini anlatın. Tıpkı oyundaki ebe gibi bir süre etrafını göremeyeceğini ama her şey bitince gözlerini açabileceğini hatırlatın.

Ağız, burun, göz ve elbette kafa! Çocukların kafalarını korumanın önemini kavraması çok önemli. Kafaları korumaları için ellerini ve kollarını nasıl kullanacaklarını gösterin, uygulama yaptırın. Giysilerinde kapüşon varsa bunu kullanmalarının ne kadar işe yarayacağını anlatın. Yoksa da üzerlerinde ne varsa kafasına geçirmesini söyleyin.

Ne yapacaklarını, nasıl yapacaklarını bıkıp usanmadan anlatın ve uygulama yapmalarını sağlayın.

Sığınılacak yerleri kendileri keşfetsin!

Deprem olduğunda çocuğunuz evde olmayabilir. Okulda da olmayabilir. Aile büyüklerinin evlerinde de olmayabilir. Okul servisi veya toplu taşıma araçlarında bile olmayabilir. Çocuğunuz herhangi bir yerde depreme yakalanabilir. O yüzden deprem olunca şurası güvenli, burası emniyetli diye ezberciliğe itmeyin. Araması ve bulması gerekenleri öğretin...

Tavandan gelecek tehdit kadar duvarlardan gelecek, devrilecek eşyaların da büyük birer tehlike olduğunu bilmesini sağlayın.

Çökecek tavandan korunmak için “kendisinden büyük” ve “kendisinden ağır” olan bir eşyanın yanına annesinin karnında yattığı (cenin pozisyonu) gibi yatması gerektiğini öğretin. Üzerindeki giysi ile ağzını, burnunu ve gözlerini kapattıktan sonra başını elleri arasına alarak ya da giysisinden yararlanarak en etkili şekilde nasıl koruyabileceğini anlatın. Yatağındaysa yastığı bu korunmada çok işine yarayacaktır. Güçlü ve sağlam ayakları olan masalar, metal kapı kasaları da iyi birer korunaktır.

Binalarda en tehlikeli yerleri ise cam kenarları, balkonlar, merdivenler ve asansörlerdir. Dışarıda ise elektrik direkleri, cephesi cam olan binalar, yağmur giderleri ve mazgallar en riskli yerlerdir. Buralardan kesinlikle uzak durulmalıdır.

Depreme uygun inşaa edilmemiş binalarda tavandan büyüklerden çok küçük parçalar düşeceği için kafayı ve bedeni korunmak daha zor olacaktır. Bu durumda dizler mümkün olduğu kadar karna çekilmeli, bir anlamda hedef yani beden küçültülmelidir.

Hareketsiz kalmanın önemi

Çocuğunuzun depremin tıpkı yağmur, rüzgar ya da güneş gibi doğanın bir parçası olduğunu bilmesi panik yapmamasını sağlayacaktır. Sakin olması sayesinde çırpınmayacak ya da üzerindekileri ayakları ile itmeyecek, dolayısıyla daha büyük çöküntüleri de tetiklemeyecektir.

Sakin olması oksijen tüketimini azaltacağı için kurtarıcıların kendine ulaşmasını da daha uzun süre bekleyebilecektir.

Özetle;

- deprem bir doğa olayıdır, ne yapacağını bilmeyenler korkar.

- ne yapacağını bilen deprem sırasında ve sonrasında sakindir.

- ağzını, burnunu, gözünü ve kafasını korumak çok önemlidir.

- anlatılanları öğrenmek için öğrenilenin uygulanması gerekir.

Depremli günleri sağ salim atlatmanız dileğiyle...