Sokakta oyun oynamanın akıl almaz mutluluğu...

Güncelleme tarihi: 17 Kas 2021

Anlatmak mümkün değil, yaşamak gerek! Yaşanacak da yaşandı zaten, geriye anılar kaldı...


Hakan Türkkuşu

Yönetici | Eğitimci | Konuşmacı


Bugünün anne ve babalarına çocuklarının dışarıda ne kadar zaman geçirdiği sorulsa yanıt büyük olasılıkla "hiç" olacaktır. Sokakta oynamayan, arkadaşları ile kendi bildiği gibi iletişim kurmayan, çevresinde olup biteni fark etmeyen bir çocuğun ileride eş seçiminden iş kurmaya uzanan geniş yelpazede "doğru" kararlar vermesini bekleyebilir miyiz?

Yapılan araştırmalar, çocukların her geçen yıl dışarıdan koptuğunu, doğadan uzaklaştığı ortaya koyuyor. Beton hücrelerde yaşamaya mahkum edilmelerinin bir doğal sonucu da hareketsizlik! Bedensel gelişimdeki yetersizlikler, kaslardaki zayıflık ve hatta günde atılan adım sayısı. Her biri ayrı bir gösterge ve hepsi de "kırmızı" bölgede, yani tehlikeye işaret eder konumda.

Yazının amacı; ip atlamak, seksek, saklambaç, elim sende türünden sokak oyunları nostaljisi yapmak değil elbette. Altı çizilen oyun kurma becerisi ile gelişen kişilik, birey olma yolundaki ilk adımlar elbette. Tablet oyunları ile dijital platform düşmanlığı da akla gelmesin. O da olsun tabii. Yeter ki denge gözetilebilsin, masa başında geçen süre kadar sokaklarda, parklar ve açık alanlarda da koşup oynansın.

Ne yazık ki günümüzde durum böyle değil. Her geçen yıl durum daha da kötüye gidiyor...

Bu konuda sayısız araştırma da bu durumu doğruluyor. 2016 yılında 10 ülkeden 12 bin ebeveyn ile yapılan araştırma, çocukların yüzde 56'sının günde 1 saatten az zamanı açık alanda geçirdiğini ortaya koyuyor. Türkiye'de ise bu bu oran yüzde 61, bunun anlamı ise ülkemizdeki her 3 çocuktan 2'si sokakta oyun oynamanın akıl almaz mutluluğunu yaşayamıyor...

Bir başka araştırma ise 38 ülkedeki çocukların ve gençlerin fiziksel aktivitelerini karşılaştırmalı ele alan Global Matrix 2.0 raporu. [1] Bu rapordaki göstergelerin de pek çoğu özellikle gelişmiş ülkeler uyarı ışıklarını yakıyor. Enteresandır gelişmekte olan ülkelerin başka bir ifade ile düşük gelir seviyesindeki toplumlarda çocukları daha iyi durumda. Yokluk belki de en büyük zenginlik bu çocuklar için...

Türkiye'deki ebeveynlerin yarıdan fazlası (yüzde 57) çocuklarının kendilerine kıyasla açık havada daha az oyun oynayabildiğini kabul ediyor, yaklaşık üçte ikisi de (yüzde 59) oyun süresi dağılımının daha dengeli olması gerektiğini düşüyor. En çarpıcı olan ise ebeveynlerin tamamına yakını (yüzde 94) açık alanlarda, sokaklarda ya da parklarda oyun oynamayan çocukların öğrenme güçlüğü yaşayacağına inanıyor.

Bu görüşler, ne yazık ki, çocukların tablet ve akıllı telefonlardan uzak tutulması sonucunu getirmiyor. Büyük kentlerde ve özellikle yüksek gelir gruplarında çocukların çok küçük yaşlarda bu cihazlara sahip olması gibi tehdidin boyutlarını büyütüyor.

[1]https://www.researchgate.net/publication/310606722_Global_Matrix_20_Report_Card_Grades_on_the_Physical_Activity_of_Children_and_Youth_Comparing_38_Countries